25 Ocak 2011 Salı

ANILAR VAPURU HAKKINDA

Anılar Vapuru ;
Mekan kardeşimizin,
''Sevgili Tuncer Saner Gürdil'in güçlü kalemiyle.. Sevgi saygı baglılık, dostluk, idealizm, arkadaşlık degerleri temelinde..bir süreç dahilinde yazdığı,  Okulumuzun belirli bir dönemini anlatan "Anılar Vapuru" öyküsü..''   cümlesinde ifade ettiği özellikler yanında,

Sevgili Saner kardeşimizin ;
''İnşallah bu anlatılarda, tüm arkadaşlarım, kendilerinden de bir şeyler buluyordur..''  
cümlesindeki hedeflere ulaşmış olan bir öykü zinciri. 

İki kısımda toplam 12 bölümden oluşuyor. 

 Hikaye arayanlar için  güzel bir uslup ile kaleme alınmış tatlı bir öykü, geçmişi soruşturanlar için neler olmuşun cevabı, bir dönem mülkiyesinde öğrencilik yapan ve anılarını tazeliyecekler için eşsiz bir hazine...olan bu yazı dizisini, sıkılmadan kendinizden birşeyler bularak okuyacağınızı tahmin ediyor, SANER GÜRDİL kardeşimize emeğinden dolayı teşekkürlerimi, okuyanlara da saygı ve sevgilerimi sunuyorum
m.kırali

ANILAR VAPURU II.BÖLÜM 5

Evet,kartlar açılmıştı.
Ajan Provakatörler,her yerde idi.
Şiddet,şiddeti doğurmuş,
16 şubat 1969 da,
İstanbulda,
ABD, 6.ncı filosu protesto edilirken,
Beyazıt meydanında iki genç,bıçaklanarak öldürülmüştü.
Ekim 69 da, genel seçimlerde,
Adalet Partisi 256 milletvekili çıkartarak mecliste çoğunluğu alınca,
Siyaseten,değişen bir şey olmamıştı..
24 Ocak 1970 de,
Mülkiyeyi,Mülkiye yapan değerlerden birisi ,
SBF yurdu,
Vahşi bir saldırı ile,
Polisçe ele geçirildi.
300 kadar genç,cop darbeleri ile ve yerlerde sürüklenerek bir bilinmeze götürüldüler.
Dekan " Cahit Talas" ,Polisten dayak yiyen ilk dekan olarak tarihe geçti.
Demek,hınçları dinmemişki,
Aynı Cahit Talas,
12 mart darbesinde,Gözaltına alınıp,18 gün işkence gördükten sonra,Dekanlıktan uzaklaştırıldı.
15-16 Haziran 1970 de
Bu kez ,sendikalar,
Çalışma yasası ve sendikal haklardaki kısıtlamaları protesto için,( DİSK ve hatta TÜRK-İŞ )
İstanbul da yürüdü,
Çatışma çıktı,
İki işçi,bir polis ve bir esnaf hayatını kaybedince,
Sıkıyönetim ilan edildi..
Askerler,artık,geliyoruz diyordu,
9 martta ilk darbe teşebbüsünün ardından
12 Mart 1971 muhturası ile,
Siyasi Partiler ve Parlamento kapatılmadı ama,
Anayasa askıya alınıp,
Nihat Erim,CHP den istifa ettirilip,
Bağımsız,
Kukla,
Başbakan yapıldı.
1966-1971 yıllarının Üniversite hayatı,
geçirebilenler için böyle geçti.
Şimdilerde,bakıyorum da,
Yıl 2011 olmuş,
Aradan tam 40 yıl geçmiş,
Değişen bir şey yok..
Aynı tezgahlar kurulmuş,
Aynı oyunlar,yeni desteler ile oynanıyor.
Ve ben,uzaktan,
Ekran başında,
Daha önce,defalarca izlediğim bu filmi,
Ölüp gitmiş arkadaşlarımın acısı ile ve kırılmış kalbim ile,
yeniden yeniden izlerken,
Aklıma " Candan Erçetin " geliyor,
ve ne güzel söylüyor.
" Doldurun kadehleri içelim beraber,
Yılların yorgunluğu geçene kadar "
Saner ( Tuncer ) Gürdil.

ANILAR VAPURU II.BÖLÜM 4

Aslında çocuk,
Kendi halinde birisi idi..
"Cinli böğüt"te çimmiş,
Kızlar ile " seksek ",
Erkekler ile "gülle " oynamış.
"Fayton" arkasına asılıp,arabacının kırbacını yemiş,
"Açamaz,açamaz,açsa bile ıslatamaz" diyerek, şoforunu kızdırdığı Arazöz'ün suyunda ıslanmış,
Aşağıda,dört kişinin bir ucundan tuttuğu " Savan " a ,dut silkelemiş.
Dalından topladığı kirazları,saplarından demet yapıp,istasyonda tren yolcularına satmış.
Balık tutmak için, derelere dinamit atmış,
Ters dönen balıkları solungaçlarından söğüt dalına geçirip salkım yapmış,
Kara yolu kenarından topladığı,pahalı sigara izmaritlerini içmiş,
Dayısının " pütürlü " şişedeki rakısını aşırmış,
Siboplu ,içlastikli, top şişirmiş.
Tenekede midye pişirmiş,
Ve, beş yılda anca bitirdiği Lise'den, Fakülte sıralarına gelene kadar,nerede ise Türkiye'nin tüm dağlarına çıkmıştı.
Yavaş,yavaş yaşamına alıştığı Ankara'da,
Onbinlerce "sığırcık" ın, tüneyip öttüğü ,Kızılay ile Sıhhiye arasındaki ağaçlı kaldırımda tur atmayı öğrenmiş.
Ay başlarında,
Parasının,İncesu daki,
"Ahmetler postahanesi" ne geldiği ilk zamanlarda,
"Büyük Sinema"nın hemen üstündeki "Ali Baba" da "tılt" oynayıp,
Sinema yanındaki "Piknik"te,
Biralı,patates kızartmalı,üstü, salçalı bezelyeli,havuçlu pilav ve şiş kebap ile bir ziyafet çekip,
"Büyük sinema" veya Gökdelenin karşısındaki "Ulus" sinemasında ,güzel bir filim seyretmeyi sevmişti.
Ay ortalarına gelmeden,
Sıhhiyede,
Orduevinin hemen arkasındaki "kantin 9" da , salçalı,domatesli ve de yeşil biberli sahanda köfte,
Veya Yine Milli güreşci Ahmet Ayık'ın sahibi olduğu " Kebap 49" da pide,
Ay ortasını az geçince,Cebecide Okul yanında,Tüm SBF Tüllabının milli yemeği "Teşkilat"
Ay sonlarında ise,
Tanıdık bakkaldan veresiye alınan depozitolu içeceklerin şişelerini bir başka bakkala satarak elde edilen para ile,
ve Fırından alınan taze ancak yavan ekmekle karın doyuruyordu.
Ankara'nın havası o yıllarda,
Siyaset gibi,çok kirli idi.
Kış geldimi,
Kömür sobalarından çıkan kurumlar,
Nefes almayı,
Yolda yürümeyi zorlaştırırdı.
Bu nedenle,
Paralı olduğunda,duraklarda, uzun kuyruklarda bekleyip,
Çoğu talebe arkadaşının da harçlıklarını çıkartmak için şofor olarak çalıştığı,
Uzatılmış "dolmuş" lara biniyor,
Darlandığında ise,
Arka kapıdan binilen,ve hemen kapı yanında özel bir bölmede oturan bir de biletçinin olduğu belediye otobüsü.
Veya ikide bir yol ortasında boynuzları çıkan, ve Şofor ve biletçi tarafından yerine takıldıktan sonra yoluna devam edebilen "Troleybüs"e biniyordu.
O, sabah,
Ev arkadaşı Rahmetli " Süleyman Çultu " ile,
Kantine geldiğinde,
Aslında niyeti ders'e girmekti.
Ancak, Kantinde şarkılar başka türlü söyleniyordu.
"Drama mahpusunu Hasan,evinmi sandın."
Evet, altı kişi yola çıktı
Cebeci,dikimevi,konservatuar,derken,
ancak Doğumevinin önünde,
Ulus-Mamak hattında çalışan külüstür bir belediye otobüsü bulabildiler.
Hacettepe önünden,
Sıhhıyeye indirilip,
Okul bahçesine götürülmek üzere,
Kurtuluş'a kadar getirilen bu otobüsün önünü, orada "Fruko"lar kesti.
Suç üstü olan bu 6 kişiden beş'i o akşam  şarkılarda olduğu gibi,
Ankara Hapishanesini boyladı.
Yolcudur ifadesi ile serbest kalan altıncı kişi ise,
Halen aramızda,
ve halen her etkinliğin içerisinde,
"Kaptan şapkası" ile,dolaşıyor
Ankara'da,
Kommer'in arabası ile beraber,
Ortam çok gerilmiş,
Tepkilerin tam ve açık adresi belli olmuş
Taraflar, artık iyice "saf" tutmuş.
Özgürlük ve bağımsızlık türküleri buna göre söylenir olmuştu.
"Yıldırım ,bora,sükün bulacak,
Bize ,Amerika selam duracak,
Tanklarıyla toplarıyla gelseler dahi,
Bağımsız ,kalacak Türk'ün ülkesi"
Saner ( Tuncer ) Gürdil.
selam ve sevgilerim ile..

ANILAR VAPURU II.BÖLÜM 3

O yıl'a kadar,
Türkiyedeki Üniversitelerde,
Yine de belli bir özerklik vardı.
Öğrenci Dernekleri serbest seçimlerle seçiliyor.
Belli bir yere kadar yönetim ile ortak faaliyetler yürütüyor.
Hatta," şebeke ","kayıt" "teksir-kitap" vs gibi bazı işlemlerden, akçalı, bir pay dahi alıyorlardı.
En önemlisi,
Rektör veya Dekan davet etmeden,
Polis, Üniversitelere,fakültelere,hatta bahçesine dahi giremiyordu.
Ancak,durup dururken,Ankara Belediyesinin almış olduğu bir karar ile ortalık karıştı..
Belediye,
O yıla kadar,
Üniversitelerde,
Öğrenci Dernekleri tarafından düzenlenip verilen,
Ve Talebelere,
Otobüs,Troleybus,sinema,tiyatro,müze,sergi vs gibi etkinliklerde büyük indirim ve kolaylık sağlayan,
"Üniversite pasoları"nda,
Kendi onayınında olması gerektiğini,
Aksi taktirde,
Belediye kaşesi olmayan "şebeke"lerin,geçersiz sayılmasını,
kendi denetimindeki ,sinema vs idareleri ile.EGO Müdürlüğüne tebliğ etti.
Bu kararı,fiilen uygulatmamak için,
Gençler ,önce ,topluca sinema salonlarına girdiler,
Arkasından,Belediye Otobüs ve Troleybüslerine  bindiler.
Salon sahipleri ve Otobüs şofor ve biletçileri zor durumda kaldılar.
Bunun için gençler,
Daha aktif bir karar ile,
Belediye otobüslerini kaçırıp,
Polis'in giremediği Üniversite bahçelerine park ettirerek, araçları seferden alakoydular..
Bu eylemler,
Ankara'nın tüm fakültelerinde bir hafta kadar sürdü
Sonunda,suş üstü yakalanan beş SBF öğrencisi
Tutuklanıp cezaevine kondu,
Tek celsede 3 ay hapis cezası aldılar ve Yargıtayca onaylanan bu cezayı çektiler.
Talebeye Göz dağı vermek için çarçabuk uygulanan bu işlem sonucu
Eylemler bitti,Belediye geri adım attı.
Ancak,
Siyasi İktidar,
Üniversite Bahçesine girmek,
Gerektiğinde Müdahale etmek için çok büyük bir adım attı.
1968 yılında,
Türk Üniversitelerinde,
İlk boykot ve işgal eylemleri başladı.
Genel olarak bilinenlerin aksine,ilk boykot.
Ankara Üniversitesi İlahiyat fakültesinde,
Şimdiki AKP Devlet Bakanı Ali Babacan'ın halası Hatice Babacan'ın Türban ile derse girmeye kalkmasına ,engel olan,
Fakülte yönetimine karşı  11 Nisan da yapılmıştır.
Daha sonra,
Yine Ankara'da DTCF nin Sıhhıye-Ulus bulvarına bakan geniş ön bahçesinde,
Davul Zurna eşliğinde,
O zamanki talebe Derneği Başkanı
Sonraları CHP milletvekili ve Türk Meclis tarihinde en fazla önerge verme rekortmeni Celal Kargılı organizasyonunda,
Sınavlar yapılırken,ertelenmek istenen sınav tarihleri yüzünden,
İlk gerçek Boykot Eylemi başladı.
Tarih 10 Haziran idi,
Talebeler büyük bir şenlik havasında şarkılar söyleyip halaylar çektiler,sınavlara ve derslere girmediler
"Davullar,çift çift vurula,
Dekan,terleye yorula,
Proflar bizden yana ola,
Şen ola boykot şen ola "
İki gün sonra ise,
İstanbuldan Kıyamet haberi geldi
12 Haziranda İstanbul Üniversitesi talebeleri,
Hukuk Fakültesini İşgal ettiler.
Böylece de Polisin ekmeğine yağ sürülmüş oldu..
Aslında o yıllarda "tezgah" daha başka zeminler üzerine kuruluyordu
İngiliz Politikası'nın bel kemiği " Böl - Yönet " sistemi,
Çoktan devreye sokulmuş,
Polisler Pol-bir,Pol-der,
Meslek Kuruluşları ( Öğretmenler,Barolar,Mühendis Odaları,)
İşçi Sendikaları
Ve tabii,Fakülte Öğrenci Dernekleri ve de en önemlisi Üniversite gençliği
Sol-Sağ olarak ayrıştırılıp,
Birbirine kırdırılmaya başlanmıştı.
1969 yılına  gelindiğinde,
Provaköterler tavan yaptı.
Tüm Dünyada," Vietnam Kasabı " diye bilinen,CIA ajanı "Kommer" i
Türkiyeye Büyükelçi olarak atadıkları yetmiyormuş gibi,
Amerikan Sermayesi ile kurulmasına karşı,
Anti Amerikancı görüşün baş savunucusu ODTÜ nin kalbine,
Bu adamı,
Ocak ayında,
O zamanki ODTÜ Rektörü" Kemal Kurdaş" kanalı ile,
Okul'a davet ettirdiler.
Bu olay,Talebeyi çileden çıkarttı,
Üniversite bahçesinde,Forsu ile park etmiş Kommer'in arabası,
ters çevrilip yakıldı,
Ve o günden sonra da zaten her şey ters gitmeye başladı,
Ta ki  1971 askeri muhturasına kadar.
O zamana kadar köprülerin altından çok sular geçti,
Gözaltılar,işkenceler,Ölümler,
Basılan, okullar,yurtlar,
Yerlerde sürüklenen Çok değerli hocalar,
Sokağa çıkamayan insanlar,
Kan ve Kin.
Ağlayan analar,
Birtek evladını,binbir güçlükle yetiştirip,kurban vermiş Babalar.
Ve yeryüzünden silinmeye çalışılan, apolitize edilmiş,
dumura uğratılmış
şah damarında vurulmuş,
postal,dipçık ve çizme darbeleri ile ezilmiş bir kuşak
1968 kuşağı..
Buna rağmen,
Ankara Üniversitesi,
Siyasal Bilgiler Fakültesi Talebeleri
Her türlü baskıya rağmen,
Sıkıyönetime rağmen,
1971 yılında,
Şanlarına yakışır bir duruş sergilediler ve,
Haziran  sınavlarını Boykot ettiler ve sınavlara girmediler.
Saner ( Tuncer ) Gürdil
selam ve sevgilerim ile.