Kanuni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kanuni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2012 Cuma

BİLİNMEZE YOLCULUKLAR - YENİ DİZİ ( 2 )

"Ayrılığın şikayetinin yakıcı demlerinin adamlarıyız biz,
 Sabah rüzgarı ateş kesilir,gülistanımızdan geçse"
 
Devlet yönetimini kızı Esmihan Sultan'a,
ve O'nun kocası ,Sokollu Mehmet Paşaya bırakan,
ve Hükümdarlığı süresince, hiç sefere çıkmayan,
Osmanlının  11.nci Padişahı, ve 90.cı Halifesi,
Süleyman ve Hürrem oğlu,Sultan 2.nci Selim Han.
Sevgili karısı,
Venedikli , Nur Banu Hanıma,
Şu yukarıdaki meşhur dizelerini yazmıştı.
 
Bazılarının Sarı Selim
Bazılarının sarhoş Selim diye aşağılamaya çalıştığı,
Bu adı gibi Halim Selim Padişah döneminde,
Aslında Bugün Osmanlıdan kalan ,
ve tarih kitaplarında yer alan,
Çok önemli olaylar ve eserler vardır.
 
Bugün Dünya arenasında sahiplendiğimiz,
ve tüm Batı aleminin gözü üzerinde olan,
Hatta,hatta Avrupa Birliğine girişteki yol engelimiz Kıbrıs,
2.nci Selim döneminde,
1571 de,
Fethedilmişti.
 
Osmanlı Donanması,
2.nci Selim döneminde,
İnebahtıda yenilgiye uğrayıp yakılmış,
Sadece 42 gemi ile Uluç Ali Paşa bu hezimetten kurtulabilmişti.
Buna rağmen  142 gemisi yok olan Osmanlının Vezir-i Azamı Sokollu,
Haçlılara verdiği mesajda,
" Biz kıbrısı almakla siziğn kolunuzu kestik,
siz bizim donanmamızı yakmakla sakalımızı traş ettiniz"
diyebilmişti.
 
Donanma yerine geldi,
yiten  canlar ile beraber,Osmanlının itibarı da gitti ama,
Yine de 2.Selim öldüğünde,
Babasının kendisine bıraktığı Osmanlı topraklarına 270.000 km2 ekleyerek
Fani Dünya'dan göç etmişti.
 
Sultan 2.nci Selimin,
Osmanlı ve Dünyaya bıraktığı en büyük miras,
Edirnede Mimar Sinan'a yaptırtdığı " Selimiye Camidir "
Bugün,
Unesco'nun Dünya kültür Mirasları arasında oybirliği ile yerini alan bu eser,
70 metreyi aşkın 3 şerefeli  4 minaresi,
43 metreyi aşkın yüksekliği ve 31 metreyi aşkın çapı ile,
sekiz sütun uzerine oturtulmuş devasa kubbesi ile,
Herekeslerin hakir gördüğü,
2.nci Selimin adını,
Dünya literatürüne kazımıştır.
 
Süleymanın ve Hürremin güçlü gölgesinde yetişmiş,
Sanata ve Edebiyata düşkün bu oğul için,
Kimileri,
sarı saçı,renkli gözü yüzünden,
Süleymanın oğlu olmadığını da iddia etmişler.
Kimileride öldüğünde,
Hamam da cariye kovalarken ayağı kayıp düştü,öldü demişlerdir.
 
 
Aslında,
Öyle bile olsa,
Bunda yadırganacak bir durum yoktur.
Dünyada,
Avrupa Birliğinin temellerini,ilk ,Osmanlı atmıştır.
Padişah analarının, Ülkelerinin,
bir envanteri  çıkartıldığında,görülecektir ki,
Rus'tan,Hırvat'a
Arnavut'tan Sırp'a,
İtalyan'dan,Boşnak'a,
Fransız'dan ,Bulgar'a kadar,
Her Avrupalı,
Osmanlı Hanedanında,
Kendisine bir " Enişte " bulabilir.
 
Fethedilen Ülkelerin kızlarını
Haremlerinde toplayan Padişah Analarının,
"Halvet" e sokacağı cariye seçme merakı,
Bugün bile,
Türk Geleneklerinde,
Anaların,oğullarına,
Hamamda kız beğenme ' sevdası ' olarak devam etmektedir.
 
Olaya bu açıdan bakıldığında,
Koca bir devrin,
Onca güç ve iktidarın,
Hürrem ile Süleymanın,çocuğu,
2.nci Selimin , Hamamda ayağı kayarak ölümü ile sona ermesi,
İktidarların sonunun,
Sabun köpüğüne bağlı olduğunu gösteren, bir işarettir.
 
 
Selam ve sevgilerimle
Saner Tuncer Gürdil
 
Aşkabat 30.02.2012.
 
 
 
 

30 Mart 2012 Cuma

BİLİNMEZE YOLCULUKLAR- YENİ DİZİ

Valide Sultan,
Tek hakimi olduğunu zannettiği,Harem'e,
Bulunduğu mermer sütunlu balkondan,
Kibir ile baktı.
Aşağı salonda,
onlarca,alımlı Cariye,
Salınarak dolaşırken,
" O ",
O ,gece,
Aslanı'nın koynuna,
Kimin gireceğine karar verecekti.
 
Hürrem,
Hışımla ,ve kadife kaftanını savurarak odasına girdi..
Ötedenberi,
Mahidevran'ın arkasında,
İkinci olmayı hiç hazmedememişti.
Padişah'a verdiği dört Şehzadeye rağmen,
Mahidevranın oğlu,Mustafanın,
Tahtın bir numaralı varisi olmasını da kabullenemiyordu.
 
O esnada,
Mahidevran,
Sadrazam, İbrahim Paşa'ya,
Hürreme karşı kullanacakları, bir açık bulmaları gerektiğini anlatıyordu ama,
Sadrazamın aklı,
Akşamleyin,
Nigar Kalfa ile geçirecekleri gecede idi.
 
Yetişkin Mustafa,
Gözde cariyesinin koynunda,
Padşahlık rüyaları ile yatarken,
Hasodabaşı Malkaçoğlu Bali Bey,
Mustafa için hazırlanan gelin adayı,
"Aybüke" yi,
Nasıl bükeceğini düşlemekte idi..
 
Cihan Padişahı,
Muhteşem Süleyman,
Sarayında bu entrikalar dönerken,
Yere serdiği Ceylan derisi haritada,
Elinde sopası,
Sefer düzenleyeceği yeni ülkeleri işaretliyor
Hürreme olan tutkusundan,
Gözü,başkasını görmüyordu.
 
Ama,
Kader ağlarını örüyordu
Tarhin sayfalarında kalan bu görüntüler süre gelirken.
İlahi adalet,
İnsanoğlunun hırsı,iktidar savaşı ve aklının dışında,
Bambaşka bir yolda ilerliyordu.
 
Mustafa,
Babasının emri ile,
Ve Tam'da ,İran seferi dönüşü ,Babasını kutlamaya gittiği çadırda,
Cellatların boynuna geçirdiği yağlı ilmek ile boğulurken.
Boğuluşunu perde gerisinden seyreden babasından hala medet umarak,
" Baba " diye feryat ederek can verdi.
 
Aynı sahneye şahit olan,
Hürremin küçük oğlu hasta Cihangir,
Gördüğü bu acıya fazla dayanamayıp 20 gün sonra öldü..
 
Hürremin büyük oğlu,
Ve Süleymanın kıymetlisi,
ve tahtın en büyük varisi Mehmet'te,
Genç yaşında,
Bulunduğu sancakta
Hiç beklenmedik şekilde
Çiçek hastalığından ölünce,
Taht,
Hürremim iki oğlu
Beyazıt ve Selime kaldı.
 
Saraydaki kadınlar boş durmuyor,
Yeniçeri ocağı kaynıyor.
Tekke ve cemaatler ayaklanıyor,
ve bütün bunlar olurken,
Pargalı İbrahim,
Bir iftar yemeği sonrası,
Yağlı ilmek ile İktidara veda ediyordu.
 
Süleyman, kendisne yeni bir damat ve Sadrazam bulmakta gecikmedi
O sıralar 17 yaşına gelmiş kızını,
Diyarbakır Beylerbeyi Rüstem Paşa ile evlendirdi.
Ve Rüstem Paşa ,
Padişahın kızı Mihrimah Sultan ile beraber,
Sadrazamlık Mühürünü de aldı.
 
Bu sırada,
Beyazıt ile Selim,
Daha babaları sağ iken,
Taht kavgasına tutuştular.
Askerin sevdiği Beyazıt,
Askerin sevmediği ve O zamana kadar,
Huyundan suyundan,
ve etliye sütlüye pek  karışmadığından,
Kimselerin Padişah olacağına inanmadığı,
Selim' e yenildi.
 
Belkide bu yenilgide Süleymanın da rolü vardı.
Çünki Beyazıt galip gelseydi,
kendisi için de tehlike olacaktı.
Sonuçta İrana kaçan beyazıt,
Dört oğlu ile boğduruldu..
 
 
Güç ve iktidar kavgası yapan,
Sarayın iki Şehzade anası,
Hürrem ile Mahidevran,
Oğullarının iktidarını göremedi,
Mustafanın öldürülmesinden sonra Bursaya sürgüne gönderilen Mahidevran dan sonra,
Hürrem,
Süleyman'dan önce ölünce,
ortalık duruldu.
Ancak Sarayda, Kadın Saltanatı  bitmedi.
 
Hürremin kızı Mihrimah,
Tüm bu entrikalara karşı,
Sadrazam kocası ile Mutlu ve güçlü bir hayat yaşadı.
Annesi Hürremden 20 yıl,
Babası Süleymandan 12 yıl,
Kardeşi Padişah Selimden 4 yıl daha fazla yaşadı
Yeğeni Murat Padişah olduğunda,
Haremde Rus kadın hakimiyetide sona ermişti.
Çünki Murat ile beraber,
Sarayda İtalyan sultanlar devri başlamıştı.
 
Yinede Mihrimah,
İyi eğitimi,Dürüstlüğü,yardım severliği ile
Hürreme rağmen,
Osmanlı tarihinde düzgün bir isim bırakmıştı
Güneş ve Ay manasına gelen ismi için,
Mimar Sinan'a yaptırdığı iki cami
Bugün İstanbulda,
Üsküdar ve Edirnekapıdadır.
Rivayet odur ki,
Hersene 21 mart'ta,
Üsküdar Mihrimah sultan camisinin iki minaresi arasından ay doğarken,
Edirnekapı Mihrimah sultan camisinin iki minaersi arasından Güneş batmaktadır.
ve Sadece Mihrimah,
Bugün Süleymaniye camisi avlusunda,
Babası ile yanyana yatmaktadır.
 
Anasının yıllarca mücadele ettiği ,Mahidevran'a
Hürremin oğlu Sarı Selim sahip çıkıp,maaş bağlattı.
Ağabeyi Mustafaya Sarı Selim Türbe yaptırdı
ve Sarı Selim,
Osmanlı Sarayında yıllarca süren bu iktidar kavgasına rağmen
Sadece 8 yıl Hükümranlık sürebildi.
 
Evet,
Birileri çıkmış demiştirki;
"Tarih,İbret alınacak sayfalar ile doludur.
ve tekerrürden ibarettir"
Yinede birisi çıkmış demiştir ki,
" Tarihten ibret alınsaydı eğer,
tekerrür edermiydi hiç"
 
 
Selam ve sevgilerimle
 
Saner Tuncer Gürdil.
Aşkabat 30 Mart 2012
Yani bu olaylardan tam 500 sene sonra....
 

27 Ocak 2012 Cuma

ANADOLUDA TÜRKMEN KIRIMI VE ERMENİ KÜRD ÇATIŞMASI VE SASON AYAKLANMASI VE HAMİDİYE ALAYLARI

sevgili dostlar 
babam bize  nasihat verirken 
laflarına 
"Her şeyin bir sebebi vardır..
sebebi bilmek lazım.. "
diye başlardı..

Sevgili Uluç Gürkan Hoca'nın
Ermeni meselesi için yazdıklarını okudunuz, sonra  da dinlediniz.

Buyrun bendenizden de, olayın anadoluya dağılışı hikasesini dinleyin..



Sevgili Dostlar,
 Anadolu'da.. "fetret devri"nde başlamış olan türkmen kırımı  ..
Yavuz döneminde.. doruga ulaşır..
özellikle.. 1502'de İranda kurulan.."Safevi" türkmen imparatorlugu..
Anadoluda geleneksel  federatif türk devleti teşkilatlanması isteyen.. türkmenler için bir cazibe odagı oluşturması..
Yavuzu çok korkutur..
 Önce.. Şeyhülislam olacak Kemal Paşazade'den...bir risale yazmasını emreder..
bu bröşürde..
Şiilerin (türkmenlerin-Alevilerin)Mallarının Helal 
nikahlarının hükümsüz..
öldürülmelerinin caiz..
onlara karşı savaşmanın "cihad"
oldugu belirtilir..
Anadoluda yediden yetmişe kadar "kızılbaş" olanların deftere yazılıp ,kendisine bildirilmesini ister..
Çaldırandan sonra..40.000 kızılbaşın asıldıgını ya da hapse atıldıgını bizzat osmanlı kaynakları belirtir..
Yavuz Sadece Anadoludaki türkmen kırımı ile yetinmez..
Şah İsmail'e ve Kızılbaş türk ulusuna  karşı bir denge kurabilmek için..
İrandaki ( kürd aşiretlerinin  esas yeri olan) Urmiye Gölünün güney topraklarında.. hizmetine giren kürdşeyhi İdris' in elebaşılıgında..   
Şah İsmaile karşı bir isyan başlatır..
Bilahare..Bu İdrisi Anadoluya türkmen kırımı için ödüller vererek davet eder ..
Yavuzun  İrandan getirdigi  Kürd aşiretlerinin silahlı destegiyle...ve Modern silahlı yeniçeri ordusuyla 
( Bitlis Türkmen Beyi Karahan Bitliste .. Kürd ve yeniçeri baglaşık ordusuna karşı savaşırken... 
tüfek mermisiyle vurulur.. Bitliste ne kadar türk varsa hepsi öldürülür..
Bunlar..  12 parçalı kızıl başlıkları birlikte kanalizasyonlara atılır.. 
Kürd Nur şefi İdrisi.. "İdris Bitlisi" adıyla  Bitlis beyi yapılır..
(1545 lerde ..tüfek.. ve top' ta Osmanlı silah teknolojisi..Hala dünyada bir numara..) 
Dogu Anadoluda türkmen katliamı devam eder ..
Katlima ugrayan türkmenlerin bir kısmı iç anadoluya..  bir kısmı İrana  kaçar..
Fatih ile başlayan, Yavuz ile zirveye ulaştırılan... Anadolu daki türkmen hakimiyetine son verme politikasına..
son noktayı Kanuni Sultan Süleyman  koyar..
Kanuni...  bu kürd  aşiret şeflerine  Bir ferman çıkararak..
Bütün türkmenlerin çocuklarıda dahil öldürülmelerini emreder.. 
Ayrıca ikinci bir ferman ile..Çıldırdan Diyarbakıra kadar olan  akkoyunlu ve karakoyunlu türkmenlerine ait toprakları.. 
mülkiyet babadan ogula geçecek şekilde..
İrandan getirilen  bu kürd  aşiret reislerine  "babalar gibi" sat.. pardon... bırakır....
Kanuni Sayesinde.. türkçeden başka dil konuşulmayan bu türk toprakları  artık "Kürdistane" a dönüşmüştür
Yüzbinlerce Türkmenin canı pahasına..
Bunu Nadir'de Olsa..
Avrupalı  hiç söylemez..
Buralardan kaçamayan bazı türkmenler ise...
ya sunnileşip kürdleşerek..
yada.. 
kendilerini  "kürd" olarak tanımlayarak..,
hem osmanlı baskısından kurtulmak..
hemde kürtlere tanınan haklardan faydalanmak ister....(Şimdiki Alevi kürdler..) 
(Bu gün burada yaşayan sunni olmayan kürdler..işte bu  kürdleşen türkmenlerin torunlarıdır..)
Yada.." Karakeçili" obası gibi..
sunnileşen kürdlerin ataları bu karakoyun türkmenleridir..
Türkmen kırımından sonra..
 Osmanlı.. Mülkiyetini  devrettigi bu topraklar üstünde...
Ayrıca bu kürd aşiret reislerine yönetim hakkının bir kısmını da "Mukataa"  (Devlet harcamalarında finansman aracı..)olarak devreder..
Mesela:
Osmanlı..  1813 yılında da Yozgat (Bozok),Sivas, Kayseri, Maraş, Antep, Rakka (Urfa) Adana, Halep, Nigde Nevşehir Kırşehir, ve Ankara
Bölgesinde büyük nüfus sahibi  Bozok Türkmen beyi Çapanoglu Süleyman Beye  bu bölgeleri "mukataa" imtiyazıyla vermiştir..   
Kürd aşiretlerine  bırakılan Dogu Anadoludaki bu osmanlı  topraklarında.. 
Ayrıca.. türklerin himayesinde palazlanan .. 
küçük topluluklarıda  halinde..
1870 lere kadar suya sabuna pek dokunmayan ermenilerde yaşamaktadır..
Ermeniler 1890 yıllarına kadar kadar bölgelerinde hakim olan kürd şeyhlerine her yıl verdikleri vergiyi... 
yurt dışında yaşayan  fransız  ve Amerika ermenilerinin de kışkırtmasıyla vermemeye başlamışlar... 
böylece  "mültezim" kürd şeyhlerini çok kızdırmışlardır..
 İngilizler ermeni  ayaklanmalarının  planlayıcısı oldukları halde.. Ermenileri İngiliz toprakarına sokmamışlar...
Ancak.. fransızlar, Amerikalılar kapılarını sonuna kadar ermenilere açmışlardır..
İngiliz topraklarına ermeni göçününün kabül edilmemesinin nedeni...
 ingilizlerin ermenilerle mezhep uyuşmazlıgı gösterilmekte isede,
bu pek inandırıcı gerekçe olmamıştır.... 
Çünkü.. ingilizler sadece ermenileri degil.. 
ingiliz olmayan  hiç kimseyi  britanyaya sokmamışlardır.. 
soksalarda -son 30 yıla kadar - ingiliz vatandaşı  olarak kabül etmemişlerdir...
1878 lerde başlayan başlayan bu kürd ermeni gerilimine..
ve bu gerilimin ilk kanın akıtılmasına neden oldugu hususuna..  
bir önceki bölümde deginilmiş idi..
Kürd şehleri bir taraftan velinimetleri osmanlıya hizmet sunarken..
Bu kapsamda..Anadoludaki.  "silahlı asiermenileri...! silahla "tedip" ediyor. 
Osmanlının gönlünü alıyor..
bir taraftanda ceplerini dolduruyor.. otorite boşlugundan faydalanıp .. yeni hakimiyet alanları oluşturuyordu..
 sırtlarını  "Rus Oblast'ı" Ermenistana, fransaya ve ingiltereye dayayan...
"lüküs hayat"çı para babaları ermeniler ise,
Anadoludaki ermeni toplugu  üzerinden politika yapıp güç ve para kazanıyorlar..
İngiltere ve fransa  ise, ilk bakışta.. "yukarı tükürsem  bıyıgım... aşagı tükürsem sakalım ." 
gibi görünen  bu piyonların kendi arasındaki kürd ve ermeni çatışmasını..
"türk ermeni çatışması" olarak takdim edip, türkleri  yoketmek..  
en azından avrupada etkisizleştirmek olan "şark politikası"nı tıkır tıkır yürütüyordu..
Herkes bu işten memnundu..
Türkler ve türk ermenileri hariç..
Bunlar bu santranç oyunundan bir şey kazanmadıkları gibi aksine kaybeden taraftılar..
ve kaybettikleri de.. tatlı canları idi.. 
Çünkü dökülen kan , türklerin  ve türk vatandaşı ermenilerin kanı idi..
1894 sonbaharında.. ermenilerin  Dogu Anadoluda en kalabalık oldukları Muş bölgesinde ..
Muş'un güney batısındaki Sason'da... 
Hınçak ve taşnak militanlarının öncülügünde Ermeniler..  
pür silah ayaklandılar..
Bu işi planlayanlar korkunç amaçlarına ulaştılar..
Ermeniler.. yöredeki türk köyleri ateşe verip,  köylüleri topluca  katlettiler.....
Bölgede türk askeri birlikleri yoktu bu bölgeler  silahlı kürd aşiretlerinin kontrolünde idi..
Sason ayaklanması.. bu  silahlı kürd aşiretlerince çok kanlı bir şekilde bastırıldı..
İlk kez bölgedeki isyancı ermeni köyleri basıldı.. ateşe verildi..
savaş ..artık  bir intikam savaşına dönüşmüştü..
Askeri güç yetersizliginden..
Kürd şeyhlerinin komutasındaki aşiretler..
bu bölgede osmanlının  nizami askerinin yerine ..
Merkezi Erzurumda olan 4 ncü osmanlı ordusuna baglı silahlı milis güçler olarak..
ordu komutanıın teklifi ve sultan Abdül  Hamidin
kabülü ile örgütlendi..
Ve bu kürdlerden oluşan silahlı milis alaylarına.. kurucusunun adından dolayı.. 
"Hamidiye alayları " adı verildi
Başlangıçta..sadece kürtlerden ve 4-5 bölükten oluşan 600'er kişilik 30 alay..
kısa zamanda.. türk aşiretlerininde dahil edilmesiyle.. 
800 ve 1500 kişilik 33 alayında ilavesiyle toplam 63 alaya kadar yükseltildi..   
Hamidiye alkaylarının.. kuruluş amacı ve kullanış biçimi..
Batılı güçler tarafından 
Sultan Abdülün.. diger Osmanlı sultanlarının aksine ..
Batıdan uzaklaşıp,Batıdan ithal edilen kurumları müslümanlaştırmak..
ve "dogulu kalmakta ısrar etmek" olarak yorumlanmış..
"Militan müslümanlar"nitelendirilen..ve Tanzimat batılılaşmasına herzaman kuşku ile bakan
kürtlerin bu alayların kurulmasını...
Osmanlı sultanının bunların ulusal kimliklerini tanıması  olarak kabül edilmesine yolaçmıştır..
Bu girişim...
"Batı"ya karşı  toplu girişimin bir parçası idi..
Hamidiye alayları ile..
Ermeniler döktükleri kanların bedelinden kurtulmak için
bindikleri "intikam  tramvayı 'yla.. rafahlarına, saadetlerine koşarken..
Sultan Abdül.. "Pan İslamizme" koşuyor..
Havaya giran Kürd aşiret reisleri ise.. 
"Kürd şeriat devleti"  hayalleri ile 
ölümlerine  koşuyorlardı..
Sürçü lisan etmiş isek affola..
İlgi sözkonusu ise.. devam oluna..
Hoşcakalın Dostlar..
Sevgiler..Saygılar..Selamlar..
Mekan